جمعه چهاردهم آبان ۱۳۸۹ - - آذریان -




Ben sadece seni sevdim. Seni öyle saf bir sevgiyle sevdim ki; Bir
gülün kadifemsi yumuşaklığıyla,
karın ilk düşüşüyle,güneşin ilk ışıklarıyla. Ben gözlerine vuruldum. Hani binbir anlam taşıyan gözlerine.
Bazen anlamsız bakani, bazen bana tüm çiçekleri bağışlıyan o gözlerini sevdim. Seni öyle delicesin sevdim.
Gece melektin rüyalarımda, sabah bir filcan çayı kahvaltımdın,okulda felsefe kitabımdın,geceleri
YILDIZ`ımdın. Seni sığdıramadım yerlere, göklere.Kelimeler yetmezdi seni,sevgini tamamlamaya.
Bir ırmağın; bazen yatağını yırtmak istecesine deli akan ,bazen serin bir ferahlık veren bir
durgunlukla dans eden ırmak. Sen olmadığın zaman güneş yetmezdi dünyamı aydınlatmaya.
Aşımdın, suyumdun, kanımdın, nefesimdin, sen sadece benim aşkımdın;Başka kimselerin değil.
Gök yüzünün maviliğinden,gülün kırmızısından, gecenin siyahından, Rüzgarın esintisinden kıskanırdım
seni. Senin için ben sadec şarkı söyleyebilirdim, sadece ben şiir yazı yazabilirdim,sadece geceye ismini
ben fısıldıyabilirdim...Senin saflığını, temiz ve çıkarsız sevgini, dünyaya bedel gözlerirni, yanağındaki gülünü
o yumuşak tebessümünü, sadece gözlrini kullanarak her şeyi anlatmanı sevdim. El ele dolaşmak istedim
tüm sabah boyunca şiirler söylemek istedim gözlerinine bakarak.``SENİ SEVİYORUM``diye bağırmak
istedim. amlıca tepesinde sonsuza dek, sonra yağmurda yürümek. Seni gökyüzünün mavisinde sevdim...
Martı kanatlarındaki özgürlüğünü , bulutlar kadar saf gülüşünde buldum dünyayı, yağmur damlasında içtim
aşkını doyasıya, fırtınalara ,şimşeklere anlattım sevgimi sana.
Ben seni öyle bir sevgiyle sevdim ki; Ölsem bile bu sevgi dolaşacak dillerden dile,utanacak LETLAve
MECNUN, şaşıracak FEHAT ve ŞİRİN. Her kez imrenerek bakacak bize.Sen yokken ile seni
benliğimde yaşattım, senin içinde seni yaşattım.
İşte ben seni böyle bir aşkla sevdim. ben sadece seni sevdi